Geçtiğimiz iki hafta, kendi adıma çok şeyler öğrendim. Biri bir seminerden diğeri de bir yaşam koçu ile yaptığım söyleşiden.
Seminer, Akıllı Bebek – Erenköy Deha Bilim Sanat Anaokulu’nun birlikte düzenlediği 2-6 Yaş Arası Çocuğunuzun Zeka ve Yeteneklerini Nasıl Geliştirebilirsiniz? konulu seminerdi.
Katılımcılar ise Doç. Dr. Oktay Aydın, Eğitimci-Okul Kurucusu Muhabbet Oğuzcan, Çocuk Kitapları Yazarı Aysel Gürmen, Mensa Üstün Yetenekliler Derneği’nin bir temsilcisi.
Benim için çok kısa sürse de, çünkü ben böyle değerli insanları saatlerce keyifle dinleyebilirim, çokça katkısı da oldu.
Tabi ki çok kilit noktalar vardı konuşmalarda fakat birçoğu zaten sürekli okuyup, özümsediğim şeyler olunca, benim not aldıklarım daha çok bilmediklerim ve inceleyebileceğim kaynaklara yönelikti. Yaş dönemine uygun olanları biz hayatımızın içine soktuk. Sizlerle de buradan paylaşayım istedim. İlgilenenler, arama motorlarından daha detaylı bilgiye de sahip olabilir.
1-Hafıza kartları. Bu kartlarla biz Sevgili Banu, sayesinde tanışmıştık. Ve özellikle 3 yaşta büyük keyif alarak oynar olduk.
2-Tahmin oyunu. (İpuçları vererek anlatma) Bunu eve alınan yeni bir meyve de ya da onlarla yapacağımız bir yemekte ya da odalarında yeni değişmiş nevresimin temasını anlatırken yapıyorum. Onlar için de tahmin oyunu, hem hazırlayıcı hem de keyifli bir süreç oluyor.
3-Zihinde canlandırma. (Arkası yarın metodu) Kitap okurken uygulamaya başladım. Kitabın yarısında kitabı kapatıp, bundan sonra ne olabileceği konusunda tartışıp, sonra kitabı okumaya devam ediyoruz.
4-Birden fazla yönerge verme. Sofrayı hazırlarken ya da kek yaparken zaten doğal olarak böyle bir süreç işliyor.
5-Eylemleri sondan başa yapmak. Sek sek oyununu bu yöntemle oynayın. Biz çok eğleniyoruz.
6-Kod dönüştürmek. Örneğin kitap okumak, okuduklarınızın resmini yapmasını istemek.
Daha ileriki yaşlarda yapabileceğimiz etkinlikler;
7-İşlemleri geriye çevirme.
8-Sözcükleri tersinden okuma.
9-Sayıları geri sayma.
10-Akıldan hesaplama yapma.
Sonra yine bu seminerde Aysel Gürmen ismini duyunca, kendi adıma utandım. Önce kısa bir araştırma, sonra da kitapları ile tanıştım. Birçok kitabın verdiği mesaj, kullandığı dil gibi konularda tatmin olmayan bir anne olarak, doğrusu çok da memnun oldum.
Kitaplarını, kitap kurdu annelere ve kurtçuklarına gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum.
Bulunduğunuz ildeki Bilsem'in internet sitesini de incelemenizi de tavsiye ederim. Kendi ya da çevrenizde gördüğünüz özel çocuklar için doğru kaynaklara başvurmak çok mühim bence. O çocuklar ailesi kadar bizler, çok daha fazlası da ülkemiz için bir değer. Mensa Türkiye'de yine bu konulardaki gelişmelerin takibi için bir kaynak.
Ve yine bu seminerde; ikili ilişkilerde insanın sağ veya sol beynini kullanmasının, iletişim dili açısından getirdiği farklılıkları ve “beni anlamıyor” haykırışlarının büyük ölçüde kilit noktasının da bu olduğunu öğrendim.
Fakat sonrasında söyleşi yaptığım bir yaşam koçu, bana aslında bildiğim aile, okul ya da çevre faktörününün davranışlarımızı ve düşünme şeklimizi ne ölçüde etkilediğini de hatırlattı. Sohbet sırasında ben de kendi “mesela”larımı bolca ortaya döktüm, rahatladım.
Yine son haftaların örneklerinden verecek olursak;
Büyük ailede paylaşımcı, el birliğiyle büyütülmüş insanın hassasiyetleri başkadır. Bir arkadaş, komşu ya da akraba veya çocuğuna yardım hassasiyetinde bulunulması, bazı insanlar için anlaşılmazdır. Anlamayı bir tarafa bırak, kafasının yettiğince olası kötü niyet senaryolarını üretir. Öyle ki “şaka mı bu dersiniz” aslında neden son derece basittir.
İşinin eğitimcilik olduğunu her fırsatta dile getiren birinin, iletişimde kullandığı nezaketsiz ve sınırları zorlayıcı tavır, eminim ki benim gibi birçoklarına öfke patlamaları yaşatabilir.
Ya da zamanını değerli kılmayı öğrenmiş birine en fenası, saatlerini hatta günlerini karşılıksız verdiği bir iyi niyet emeği karşılığında, teşekkür bile alamamasıdır. Harcadığı vakte mi acısın, verilen değersizliğe mi?
Veya şu meşhur kaset olayı; ahlak anlayışına, insanların yatak odasının izlenmesi ters gelen biri, şeklen veya söylemleri ile daha mufazakar geçinen birinin heyecanla anlattığı bu fantezisi karşısında, şaşkınlık yaşar. Özü görmek, bazen bu kadar basittir.
Kim bilir ne hayal kırıklıkları yaşıyoruz içimizde, nelere şaşırıp, nelere gücenip, kendi kabuğumuza çekiliyoruz.
Fakat çözüm mü bu?
Hayır.
Çevremizi, eşimizi, işimizi hep kendimize göre donatamayacağımıza göre. Daha dirençli olmalı, başkalarını da daha iyi anlayabilmenin peşine düşmeliyiz bence.
Öyle ya, ne bizim ne de çocuklarımızın hayatına, her zaman istediğimiz kalıplarda insanlar çıkmayabilecek. Biz bilmezsek bu durumla mücadeleyi, onlara kim ilk adımı öğretecek?
Bence sağlam, esnek ve donanımlı durabilmenin,
Hayatı daha dolu, daha anlamlı, daha mutlu algılayabilmenin en kolay ve ucuz yolu okumak.
Kendi değer süzgecimizden geçirerek,
İşinin uzmanını,
Emek verenini,
Araştıranını…
Sevgilerimle,
Özlem Eren
|
|
Parmak Boyası Yapalı...
Paylaşımınız için teşekkürler
Okul Öncesi Kutu Oyu...
günlükler - Özlem Hanım günlüklerinizi s...
Sosyal Sigortalar Ku...
doğum izni - Merhaba benim sigorta giriş...
Ek Gıdaya Geçiş-0-1 ...
yemek yem - 13 ayl