Üye Değil misiniz?
  • Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Auto width resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
  • green color
Ana Sayfa
Okul Kapısında Direnmeler Yazdır
28 06 2010
Okul bitince yazılır mı bu yazı demeyin hiç. İki çocuk, biraz iş, biraz okulsuz zamanlara ön hazırlık üzerine, bir de bilgisayarın harddiski gidince böyle oluyor.

E daimi devam zorunluluğu olan çocuklar da çokça...

Bizde oto koltuğu krizimizle aynı döneme denk geldi, okul kapısında uzun süreli direnme. Zaten çocuğunuzun yapısı biz de olduğu gibi duygularını doruk noktada yaşayanlardansa, böyle terslikler hep pekiştirme yapıyor.

Kapıda, "ben evde oynamak istiyorum, arabada biraz başbaşa görüşelim mi? ben okula gitmeyeceğim, koynunda uyuyayım"vb. direnmeler.

E çocuğum okula başlarken yoktu bu sorun ne oldu? Meğer olabilirmiş. Çok keyifle okula giden çocuklarda da böyle sorunlar yaşanırmış.

İlk adım okulda mutlu mu araştırması. Zaten bizimkiler her okul çıkışı birer raportör. Ataberk okula kim gelmediden başlar, Azra ne oynadığından, kiminle oynadığından devam eder. Sonra ne yediler, arkadaş kavgaları, kim öğretmenini üzmüş. Genelde 2-3 kankaları ve bizimkiler melektir. Mimledikleri arkadaşları mutlaka üzecek birşey yapmışlardır. Hatta bazen öyle uzar ki, ben "çocuğum bana mutlu olduklarını anlatır mısın müdahalesi yapmak zorunda kalırım." Çok şükür ki konuşuyorlar. Hani anlatmayan bir çocuğum olsa kesin daha çok tereddütleri olan bir anne olurdum.

Kapıda direniyor ama öğretmeni bir şekilde ikna ediyor. İçeri girdikten sonra da gayet mutluymuş içeride. Hatta kocaman bir "arkadaşlar ben geldiiiiim"i var koşa koşa. Demek ki benden ayrılmada problemi var. Böyle bir gerilimle geçti bir haftamız.

Geriliyorum ya bu sabah da kapıda dikecek mi dakikalarca diye, üzerime üzerime geliyor. Çünkü çocuk da hissediyor ve ortaya hergün artan kocaman bir kördüğüm çıkıyor.

Bazı çocuk için girişte bir motivasyona ihtiyaç yok. Azra işte böyle bir çocuk, tatil bile olsun istemiyor. Daimi keyifli her okula gidişte.

Bazı çocuk için kitap günü, oyuncak günü, bu ne işe yarar günü'nün malzemeleri yeterli ki bu bizde de başlarda büyük heyecan yaratıyordu. Hatta okul dönüşü, bir sonraki günün hazırlığı çantaya konup, bekletilirdi.

Sonra baktım ki direnme başladı. Arkadaşlara birlikte kek, dondurma, minik sürprizlere başvurduk, bunlar da müthiş heyecanlandırıyor onları ve kesinlikle işe yarıyor da. Fakat sadece o günü kurtarıyor. Her sabah da zaten 6.30'da başlayan güne, böyle hazırlıklarla başlamak zorluyor beni.

Düşündüm benim oğlum en çok neden etkileniyor diye.

Tabi ki babasından. Oğlumun tuvalet eğitiminden, şapka takmamasına, çorap giymemesine kadar herşeyi babayı rol model alması sayesinde aştık. Ben de devredeyim çok şükür son aylarda. Sabahları babadan önce anne demesi, annemin koynunda şekerleme yapacağım... gibi ciddi gelişmeler var. Pek de özlemişim bu arada. Kolay mı neredeyse son 1,5 yıldır, babanın evde olduğu her an, hep baba tercih ediliyor.

Çıkardım babanın ve benim okul resimlerimizi. Akşamına da mini bir tiyatro gösterisi. Yer'e okulun girişindeki yeşil yoldan esinlenen bir çarşaf. Bizim sırtımızda okul çantaları. Okula "ne güzel bu yeşil yol" uydurma şarkısı ile giriyoruz, seke seke. Girişteki haftanın temalarını içeren objeleri inceliyoruz. Ayakkabılarımızı değiştirip, arkadaşlarımıza kocaman bir günaydın...

Komiktim, komiktik ama o direnmeyi ertesi gün bıçak gibi kesti.

İçeri girdi ve ben ne güzel içeri girdim. Tıpkı baba gibi anne gibi dedi. Bugün son günleri ama hala daha diyor. Sabah unutsa bile akşam hatırlatıyor. "Sabah ne güzel yeşil yoldan girdim değil mi?"

O günden sonra sadece tek bir gün kapıda tereddütümüz oldu. Fakat o günün bir öncesinin akşamı da, bir doğum gününde karşılaştığımız, daha önce gittikleri yuvadaki oyun grubu arkadaşları tarafından kolu çizilmiş, hırpalanmıştı. Eve geldiği gibi arkadaşlarım tablosundan o okuldaki öğretmeninin, arkadaşlarının resimlerini çıkararak da tepkisini vermişti ve ben okulu sevmiyorum demişti. Bir hayal kırıklığı yaşadı ve bir sonraki gün tepkisini verdi, ondan sonraki gün durum yine kendiliğinden düzeldi.

Tabi ki çocuğun kişilik özelliklerine göre çok değişiyor tavırları. Fakat yaşadığımız birçok sorunun temelinde onu tetikleyen birşeyler de yatıyor. Dikkatli gözlemleyip, konuşarak, oynayarak, daha fazla ilgilenerek çözebildiklerimiz de var, hiç anlayamayıp çözemediklerimiz de. Fakat ben inanıyorum ki gerçekte işimizi, onu anlamaya çalışmak kolaylaştırıyor. Nedenini sorgulamadan huyu bu demek ise sadece günü değil, geleceği de zorlaştırıyor. Çünkü çocuk da yapıştırdığımız etiketi kabulleniyor. Huyu bu kabullenmemiz ise en çok bizim enerjimizi düşürüyor, fakat sorunu farkedip mücadele etmek ve sonunda başarmak, bizlere de iyi geliyor.

Ve ne ilginçtir ki dün akşam şunu düşünürken buldum kendimi. Tamam kişiliklerini değiştiremeyiz. En karakteristik özellikleri daha 1 yaşına gelmeden netleşmişti bile. Benim için çokça genler, biraz seçtikleri rol model, biraz arkadaş, biraz çevre. Fakat benimle büyük ölçüde hiç ilgisi olmayan bir kişiliğin, tüm ruh hali değişimlerini anlar ve çözer oldum artık. Hatta bu model benim ihtisas alanım bile diyorum, gerine gerine. Fakat kendime pek benzer bulduğum, fakat kararlılığı beni çokça aşmış olan, ev dışı her ortamda son derece kolay ve halis muhlis, her eve böyle bir fıstık lazım dedirten bir kızım var ki, olmadık yerlerde koyduğu kararlılığı ne yapsam değiştiremiyorum. Ne olumluyu pekiştirme, ne konuşma, ne empati, ne oyun. Sıkıntılar çok az, fakat sonuç iki taraf için de üzüntülü, onun kararlılığı karşısında benim kararlılığım hikaye... Varsa bu modelin ihtisas sahibi, yardım bekliyorum.

Sevgilerimle,
Özlem Eren
Yorumlar
Yeni EkleAra
Yorum yaz
Adınız:
E - Mail:
Başlık:
 
 

Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved.

 
< Önceki   Sonraki >
OOPS. Your Flash player is missing or outdated.Click here to update your player so you can see this content.
Advertisement

En Son Yorumlar