Üye Değil misiniz?
  • Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Auto width resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
  • green color
Ana Sayfa
Dr. Harvey Karp - Mutlu Çocuk Yetiştirmenin Püf Noktaları Yazdır
21 07 2010
Evde çocuklarla dördüncü haftamız. Bugünü kendime ayırmak istedim. Çünkü hayatımı çok kolaylaştırdığını düşündüğüm insanı yakından görmek, sesini işitmek istiyordum. Baktım ki babamız bugünü bize ayıramayacak kadar yoğun. Buldum çözümü. Fakat 1261 gün sonra ilk defa. İhtiyacım olduğunda ikisini de güvenle bırakırım hissiyatı, bambaşka birşey. Yuvaya gidiyor artık benim çocuğumdan bambaşka. Yani bir konferanstayım telefonum kapalı, diğer ebeveynin bulunduğu yer de genelde kapsama alanı dışındadır ama benim içim rahat. Ne diyeyim yanı başınızda huzurla emanet ettiklerinizin bolca kıymetini bilin. Bu hissiyatı 1261 gün sonra yakalayan var.

Yanımda iki tane karnı burnunda anne adayı arkadaşım düştük yola. Acıbadem Maslak hastanesinin katılımcı olarak Prof. Dr. Harvey Karp'ı da davet ettiği "Mutlu Bebek Yetiştirmenin Püf Noktaları" isimli konferansına katıldık.

Benim anneliğime önce Akıllı Bebek'in, sonra hamileliğim boyunca takip ettiğim Anne Olunca Anladım tv programının, bir de bu yazarın kitaplarının emeği çok geçmiştir. Çocuklarımın dilini, ben ne söylersem o ne anları, hangi dönem neyi nasıl anları, bu doktor sayesinde keşfettim. Bugün ben çoğu bildiğimi tekrar ettim. Yanımdaki anne adayları da onu dinlemekten çok keyif aldılar. İki yanımda hamileler, karşımda birbirinden tatlı bebekler, ben ne hissettim derseniz? Tahmin ettiğiniz şeyi. Keşke ebeveyn olmak daha kolay birşey olsa, emin olun hiç düşünmem. Neyse ki Ekime kadar koklamak için elime alabileceğim 3 bebek katılacak aramıza. Bir nebze de olsa bu hissiyat körelir herhalde.

Ben öncelikle keyifle okuduğum "Mahallenin En Mutlu Yumurcağı" kitabını tavsiye edeceğim. Çünkü bence çocuk yetiştirirken gerçek bir başucu kitabı. Her metodu uygularsınız, uygulayamazsınız o ayrı. Benim de uygulayamadıklarım vardı. Fakat çocukla empati kurma yeteneğinizi ve ilişkinizi güçlendireceği kesin.

Gelelim Dr. Harvey Karp'ın özellikle ilk aylar için yeni doğan bebek annelerine verdiği tiyolara;

Dr. Harvey Karp, bebeğin, özellikle ilk 3 haftadan sonra artan ve 4. ayın sonunda genelde sona eren, çoğumuzun kolik olarak isimlendirdiği huzursuzlukların büyük çoğunluğunun henüz bu dünyaya hazır olmamasından kaynaklandığını düşünüyor. Annelerin doğruyu yapmadığını, çünkü kendi çocuğu için doğru anahtarı bulana kadar onların da gözlemlemeye, denemeye ve zamana ihtiyaçları olduğunu dile getiriyor.

Dr. Karp'a göre özellikle ilk 3 ay bebekle tek bir rahim gibiyiz. Bebeğin anne karnındaki sarılıp-sarmalanmaya, harekete, gürültüye ihtiyacı var.

Sakinleştirme yöntemlerine gelince;

İlk adım, kundakla (Fakat bildiğimiz kundaktan farkı ayaklar serbest kollar sıkıca bağlanıyor. Ağlamaya devam ederse hoşlanmıyor diye düşünme diğer adımları uygula)

İkinci adım, kolunun üzerinde yüzü koyun ya da yan yatır. Çocuğun hangi pozisyonda daha keyifli olduğunu yüzünü inceleyerek keşfet.

Üçüncü adım, yüksek sesle kulağına bir şişşşşşş.... (Bu şişşşş, elektrik süpürgesinin çalışması, vantilatör sesi, arabada dolaşmak gibi şeyler anne rahmini taklit. Bu nedenle huzursuz bebekte işe yarıyor. Doktor bu seslere beyaz gürültü adını veriyor. Amerikada bu sesi cd'ye kaydedip programlarına katılan ebeveynlere dağıtıyorlarmış.) Benim böyle bir uygulamaya ihtiyacım olmadığı için denemedim. Fakat örneklerde şaşılacak kadar işe yarıyor. Bu arada bu sarıp sarmalama ve şişşşş olayında erkekler fiziksel farklılıklar nedeniyle daha başarılıymış bilgilerinize...

Ve yine bu noktada bebeklerin sessiz ortamda olması gerektiğine dair bir yanılgımız var. Çünkü sesli bir ortamdan gelen bebeğin sessizliğe değil duyusal tatmine ihtiyacı var.

Dördüncü adım, emzirmek. Bir çocuğun günde 8-10 öğün beslenmesinin hayatta kalması için yeterli olduğunu ama daha sık beslemenin onların ihtiyaçlarına daha uygun olduğunu ya da en azından beslendikten 30' sonra yine ağlarsa tekrar emzirilmesi gerektiğini düşünüyor. Ben de emzirme süresi 2 saatlik bir döngüydü, aynı anda emzirmeyi becerebilene kadar döngüyü sıklaştırabilmem de akıl ve ruh sağlığım açısından mümkün de değildi. Bana tüm ihtiyaçlarım için kalan 30' neresinden kırpabilirdim ki? Fakat emzirmenin sakinleştirici etkisi, ilk 2-3 dakikada vücutlarının pelte kıvamına geçişi hala daha hatırımda.

Beşinci adım ise hareket ettirmek, sallamak. Jöle gibi sallanmaktan hoşlananı var, hızlı sallanmaktan hoşlananı. Bu da yine deneyip, rahatlamayı takip ederek bulunacak o bebeğe uygun anahtar. Bizimkilerde bolca hareket en işe yarayanı idi. Biri önümdeki kanguru da diğeri arkamdaki kanguru da ben evin işi ile ilgilenirken bana yapışık dolaşırlardı ve günde 3-4 saati bu hareketlerle geçirince Ataberk gibi özellikle ilk emme zamanları oltaya atlayan balık kıvamındaki ağzı ile bolca hava yutan gazlı bir bebekte, müthiş işe yaramıştı.

Ve tabi ki memede ya da kucakta uyuya kalan bebek, uyandığında yine uyuduğu pozisyonda olma ihtiyacı hissedecek. Bu durumda kendini sakinleştirmeyi ve uykuya geçişi nasıl öğrenecek? Doktora göre bunun çözümü en son emzirmeden sonra kundaklamak, beyaz gürültüyü sağlamak. Sonra yatağa koyup, 9-10 saniye sakinleşmesini beklemek. Kundaklamayı ilk 4 ay, beyaz gürültüyü ise ilk 1 yıl öneriyor.

Daha sonraki aylarda başlayan ve 5 yaşa kadar süren öfke nöbetleri konusundaki tiyolara gelince. Yine Dr. Karp'a göre bu dönemde çocukların beyin gelişimi tamamlanmamış oluyor. Özellikle sol beyin. Bu nedenle çocuk mesajları sağ beyne göre algılıyor. Doktor bu dönemdeki çocukları ilkel mağara insanları olarak düşünmemizi ve iletişimi bu doğrultuda kurmamızı öneriyor.

Mesela 2 yaşındaki bir çocuğa üzgünüm demeniz birşey ifade etmezken, ağlamanız gelip okşamasına neden oluyor. Kısaca çocuk için öfke nöbetleri karşısında sakin bir duruş ve uzun mantıklı cümlelerden birşey anlamıyor.

Bu nedenle bu tarz öfke nöbetlerinde sağ beyinin algılayacağı mimik, kısa cümleler ve uzun tekrarlardan yararlanmalıyız. Çocuk anladığımızı hissetmeli. Aksi durumda bazı çocuk daha fazla bağırarak öfkesini ifade edebileceğini düşünüyor, bazısı ise anlaşılamadığını düşünüp içine atıyor. Duygularını ifade edememesi ve anlaşılamadığını düşünmesi de onu mutsuzlaştırıyor.

Doktor bu dönemlerdeki öfke nöbetlerini de ya aşırı uyarmaya ya da yetersiz uyarmaya bağlıyor. Mesela tv çocuklar için aşırı uyarı. Apartman dairesinde yaşamak ise yetersiz uyarı. Tıpkı tarzanı eve kapatmak gibi. Bu nedenle hareketli bir 2 yaş çocuğu, gerekirse tüm gün parkta oynatılmalı.

Yine iletişimde çocuğu övmek de kendini iyi hissetmesini ve daha çok işbirliği yapmasını sağlıyor. Onun kazanmasına izin vermek, başarılarını dile getirmek, hatta bunu övgünün 2 dk sonrası oyuncağına dedikodu metodu ile anlatmak, kullanılan tekniği güçlendiriyor.

Ve sabrı öğretmek. Bu konuda ki örneği ise şöyle; Diyelim ki telefonda konuşuyoruz. Çocuk anne diyerek kendini ifade etmenin peşinde. Hemen telefondakini bekletip, çocuğa dönüp "tamam neyin var anneye göster" diyoruz. Tam cevap vereceği sırada bir dakika izin isteyip, telefonu süre sonunda kapatıp, çocuğa beklediği için teşekkür ediyoruz. Ya da çocuk bir kraker istedi. Tamam deyip vereceğiniz anda süre isteyip başka bir işi yapıp sonra dönüp, çok iyi bekledin sana 2 kraker demek, çocuğun beklemeyi sevmesini sağlıyor ve süre zamanla uzuyor.

Benim aklımda kalanlar bunlar. Daha fazla detay ve Dr. Harvey Karp için; hem kitap hem de www.happiestbaby.com

Sevgilerimle,
Özlem Eren
Yorumlar
Yeni EkleAra
Yorum yaz
Adınız:
E - Mail:
Başlık:
 
 

Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved.

 
< Önceki   Sonraki >
İkiz Annesi Anlatıyor
  • Pause
  • Previous
  • Next
1/15
Bir Anneler Gününün Ardından...

Nisan ayında bir güneş tutulması yaşamıştık ya,
İşte o gece Azra, Güneş'e gidip de dönmesi için şahane bir parça beslemişti.
Ben de uyuyor sandığım kızımı,  
Kapıdan gizlice dinlemiş, dayanamayıp cep telefonuma not almıştım;

“Seni çok seviyorum Güneş,
Doğuşunu, rengini, turuncunu seviyorum,
Şimdi gidebilirsin ama dönmeyi unutma,
Sabah beni uyandırmayı da unutma,
Annemi uyandırmayı da unutma,
Kardeşimi, babamı uyandırmayı da unutma.
Sen hep doğ, ben seni göreyim,
Annem de seni görsün, anlaştık mı Güneş…”

Bu hafta geldi yanıma, biz bir çalışma yapıyoruz dedi.
Öğretmen sormuş “Annen en çok ne yapmaktan hoşlanır?”
O da cevap vermiş “Bana sarılıp, beni öpmekten, okşamaktan”
Doğru söylediğimi düşünüyorum, öyle mi? dedi.

Geçen sabah giyinmesi için acele etmesini istiyorum,
O akşama istediği yemeğin, resmini yapmak derdinde,
Tahmin edecekmişim,
Kızdım,
Geldi, çatmış kaşlarımın arasını eli ile ovuşturdu.
“Bu bakışlardan hoşlanmıyorum” dedi.

Gelelim Ataberk’e,
Sürekli koklamak, öpmek derdinde,
Her okuldan gelişte,
Enerjim bitti diye, kedi kıvamında kıvrılıyor kucağıma,
Saçlarının okşanmasına, benim saçlarımı okşamaya bayılıyor,
Gıdıklanmadan yataktan kalkmak istemiyor,
Koklaşmadan uyumuyor…

Dilinde daima benim koyduğum kurallar,
Bazen, ben bunu ne zaman söylemişim?
Abartmışım yine diye kızıyorum kendime…

6 yaş insanın, anneliği ile daha çok yüzleştiği yaşmış,
Çocuğunda kendi izlerini daha çok gördüğü,
Aldıkları sevgiyi, ilgiyi, cömertçe, misliyle geri verdikleri için,
Annelikten daha da keyif aldığı bir yaş…

Kavgaları üzse,
Sorumluluğu zaman zaman ağır gelse,
Telaşı bitmese de,
Yaşamı daha anlamlı kılan şeymiş, annelik.

İnsan bu kadar sevildiğini hissedince,
Annesiz anneler günü, daha az üzüyor,
Kabir ziyaretleri, daha az ızdıraplı geçiyormuş.

Elleriyle hazırladıkları kutular,
Defalarca dile getirdikleri sevgi sözcükleri,
Her şeyden ama her şeyden daha değerli geliyormuş.

İyi ki kutlanıyor bu Anneler Günü,
Bana şanslı olduğumu,
Şükretmem gereken çok şey olduğunu bir kez daha hatırlıyor.

Kutluyorum Anneler Gününüzü,
Diliyorum, doya doya yaşayın anneliğinizi,
Siz çocuklarınızın yüzünü güldürün,
Onlar da sizinkini güldürsün…

Sevgilerimle,

Özlem Eren


 

 
 
Devamı...
 
 
Seyahat
Image İkiz - Üçüz Bebeklerle Seyahat Hazırlıkları Bebeklerinizi yardımcısız büyütüyor olabilirsiniz. Bu durumda acil evden ç...
     
Masallar - Tekerlemeler
Image Tekerlemenin Önemi ve Tekerlemeler Tekerleme, çocuğun dinleme, konuşma ve dilin anlam yapılarının, cümlelerin, dilin &...
 
Mekan
Image The Play Barn-Erenköy Çocuklar için bol materyallerle dolu, güleryüzlü personelin profes...
 
OOPS. Your Flash player is missing or outdated.Click here to update your player so you can see this content.
Advertisement

  • Hoş Geldiniz

    Özlem Eren'in ikiz bebekler hakkındaki tüm bilgi ve tecrübelerinin,

    Azra ve Ataberk’in büyüme maceralarının paylaşılacağı,

    İkiz Dünyası, siz değerli ziyaretçilerimizin ve tüm ikiz annelerinin yapacağı katkılarla yanınızda.

    Azra ve Ataberk’e güzel bir anı olması, ziyaretçilerimize keyif vermesi ve bebeklerini büyütürken katkıda bulunması dilekleriyle.

    Güzel paylaşımlara…

     

     

     

     

  • Güncel
  • Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri

    Azra ve Ataberk'e bir anı bırakın.

    Düşüncelerinizi, bizimle ve site okuyucuları ile paylaşın...

     

    Doğum Günü Defteri

     

    Azra ve Ataberk'in doğum günü defterine göz atın....

    Sevdikleri Azra ve Ataberk'e doğum günlerinde nasıl bir hatıra bırakmış öğrenin....

     

     

 
www.ikizdunyasi.com

Azra Anlatıyor

www.ikizdunyasi.com

Annelere Tavsiyeler

www.ikizdunyasi.com

Uzman Görüşleri

www.ikizdunyasi.com

Mali Gündem Ozlem Eren

www.ikizdunyasi.com

Ataberk Anlatıyor

Üye Girişi

En Son Yorumlar

Rastgele Fotoğraf

Anket

İkiz Anneleri Bebeklerinizi Kaç Ay Emzirdiniz?
 

Günün Sözü

Hayatta okuduğum en büyük kitap annemdir. (Abraham Lincoln).

İkiz Annesi
Akıllı Bebek'teki köşe
yazılarım için tıklayın...