Üye Değil misiniz?
  • Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Auto width resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
  • green color
1 Kupa Kahvenin Ettiği... Yazdır
01 02 2012

 

Son yılların en berbat 12 gününü geçirdim desem, hiç abartılı olmaz.

1 kupa kahvenin kalçaya dökülmesiyle oluşan 1. derece yanık 12 günümü yatağa bağladı benim. Yanık acısını geçtim, benim gibi birine onca gün yatak istirahati büyük ızdırap.

Alışmışım da işlerimin hep rast gitmesine. Önümüzdeki haftasonu çocuklarımın da doğum günü. Bir iç sıkıntısı, bir yetiştiremeyeceğim telaşı… Ta ki bugünkü öğle uykumun iki minicik cücenin fısıltısıyla bölünmesine kadar…

İkisi de parmak ucunda,şişşşştleşiyorlar birbirlerine, anne uyuyor uyandırmayalım konuşması.
Azra ara öğün saatinin geldiğini söylüyor. Elma seçiyorlar birlikte. Biri yıkıyor, biri kuruluyor, sonra da salonun penceresinde kar'ı izleyerek kocaman şapırtılar eşliğinde yiyiyorlar elmalarını… Bir de fısıltıyla yapmaya çabaladıkları sohbetleri var ki mest oluyorum.

Varsın; Bu yılda doğum günlerini, doğduklarından bu güne dek resimlerden ve onlara özel ilklerden oluşan slayt gösterileri ile karşılamıyor olsunlar,
Varsın; tek kutlama olsun,
Varsın; anneleri onlar için pasta yapamayacak olsun…
Ben böyle çocuklara sahip olmak için iyi bir şeyler yapmış olmalıyım dedirtiyorlar ya bana…
Gerisi hiç mühim değil.

Ve hele de bu 5 yaş,
Şu ana kadar en az bencil oldukları dönem herhalde,
Hele şu 12 gün bambaşka yönlerini de gösterdi bana.

Azra inanılmaz metanetli, o herkesin midesinin kaldıramayacağı görüntüye bakıp, şuradaki kızarıklıklar azalmış, buranın yeni derisi çıkmış deyip pansumana yardımcı olacak kadar. Ve becerikli de…
Toplasın, kaldırsın, makineye yerleştirsin, düzenlesin, Ataberk'i organize etsin. Evde küçük bir kadın var gibi.

Ataberk ise aramıza 1 metreyi koydu, gördüğü an. Her gördüğünde "amanın çok acıyor olmalı" deyip kaçışıyor bir yerlere. Düşünme şapkasını takıp, beni uzaktan eğlendirerek yardımcı oluyormuş. Öyle diyor. Öpücüklerinden uzak kaldım uzunca bir süre. 9. gündü sanıyorum kucağıma alabildim. Hemen koşup Azraya "Anne beni kucağına alıp öpebildi. İyileşiyor dimi Azra" diye hararetli hararetli anlatıverdi. Şimdiler yara eskisi kadar kötü görünmediği için öpücüklerini ve minnacık elleriyle hazırladığı bitki çaylarını esirgemiyor. Nihayet diyorum. Aynı evde olup, özleşmek de bir garip.

Ve öyle de iyi biliyorlar ki ne zaman. ne yapabileceklerini. 12 gündür kardeş kavgası yok denecek kadar az. Öyle güzel oyalıyorlar ki birbirlerini. Bakıyorum tek kişinin oynayabileceği oyuncaklar bile hiç sıkıntı olmadan dakikalarca, sırayla oynanıyor. Sanki evde iki 5 yaş çocuğu yok gibi.

Şaşkınım aslında. Birçoğumuzun evinde olduğu gibi, yanıktan önce bu kadar güllük gülistanlık değildi birlikte geçirilen zamanlar. Fakat aile olmak da böyle bir şey değil mi. Zor gününü kolay etmek. Onlar da ellerinden geleni fazlasıyla yapıyorlar.

Sağlık diliyorum her birimize,
Çocuklarıma da çok keyifli bir 5 yaş….

Sevgilerimle,
Özlem Eren
Yorumlar
Yeni EkleAra
Yorum yaz
Adınız:
E - Mail:
Başlık:
 
 

Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved.

 
< Önceki   Sonraki >
OOPS. Your Flash player is missing or outdated.Click here to update your player so you can see this content.
Advertisement

En Son Yorumlar